Gazetenin 3. sayfasında bir haber:
“12 yaşındaki kız internette tanıştığı adama kaçtı. ”
Sayfayı çevirin:
Edirne’de sevişirken görüntülenen liseli kızın fotoğrafları.
Ve Günlerdir Mardin’den Sivas’a kadar Türkiye’nin dört bir yanından 12 -13 yaşında küçük kızlara tecavüz haberleri…
Madalyonun bir yüzünde ağzı salyalı sübyancılar var.
Peki diğer yüzünde?
Alttan alta inanılmaz bir “ergen ihtilali” yaşadığımızın farkında mısınız?
Son zamanlarda bir lise mezuniyet balosunda bulundunuz mu hiç?
Gitseniz, gördüğünüz ağır makyajlı, cesur dekolteli, yüksek topuklu, cep telefonlu kızların 14 – 15 yaşında olduğuna inanabilir miydiniz acaba?
Levent’te bir estetik kliniğinde görevli bir uzmanla görüştüm. Dinlediklerime inanamadım:
“14 – 15 yasında kızlar, ana babalarından habersiz gelip kaşlarını kaldırmak, fazla yağlarını aldırmak, selulit tedavisi yaptırmak istiyor” muş.
Geçenlerde bir kız elinde Angelina Jolie ‘ nin fotoğrafıyla gelmiş ve “Bunun ki gibi dudak istiyorum” demiş.
18′ lik bir lolita da göğüslerini büyütmesi için yalvarmış.
“En büyük istekleri” neymiş biliyor musunuz?
Zara’nın ya da Diesel’ in 34 bedenine sığmak… Bunun için yarışıyorlarmış:
“Çünkü televizyonda gördükleri mankenler 34 beden giyiyor. Onu giyebilmek için 44 kilo kalmaları lazım. Bunun için resmen aç geziyorlar. Gün boyu yedikleri, bir kâse yoğurt, iki tas salata, sigara, kahve ve kola… 500 kaloriyle yasamaya çalışıyorlar.
O yüzden vücutlarında demir, sodyum eksikliği var.
Yanlış beslendikleri için vücutları hızla deforme oluyor, müdahale için de bize geliyorlar.”
Uzman, bunun son 3 yılda gözlenen bir ” patlama” olduğunu söylüyor:
“Ben de anneyim, 18′lik ‘ lipolu ‘ (yağ aldırmış) kızları görünce dehşete kapılıyorum. Biriktirdiği 300 – 500 milyonla gelip;
‘Dudağımızı şişir’ diyenleri
‘Bırakın dudağınızı da gidin kafanızı şişirin’ diye geri yolluyorum.”
Genelde üst gelir grubundan hastaları bulunan bir jinekologun gözlemleri daha da çarpıcı:
“Genç nüfusta müthiş bir uyanma var ” diyor. 17 – 18 yaşlarında lise öğrencilerinin kürtaj için başvurduğunu söylüyor ve bazı gözlemlerini aktarıyor:
Batı’da ergenlik yaşı 16 – 17′ den 11 – 12′ ye geriledi.
Amerika’da10 yaşa kadar düştü. Genç kızlar annelerinden çok daha erken adet görüyor artik…
Bunun, iklimden beslenmeye kadar pek çok nedeni olabilir ama en önemli nedenlerinden biri ” psiko – seksüel uyarımın artması “…
Yani, okulda, çevrede ve özellikle de medyada cinsel teşhirin yaygınlaşması.
Baştan çıkarıcı klipler, uyarıcı filmler, cinsellik yüklü diziler, çıplaklığa çağıran reklamlar, beyinde ergenliği erken uyandırıyor, cinselliğin keşfini hızlandırıyor.
Özellikle varlıklı kesimden gençler, lise çağında, özentiyle büyük ve seksi görünme derdine düşüyor.
Karşı cinsi de sadece bir seks nesnesi olarak görüyor.
Anneleri mi?
Onlar da kızlarının ponponlu çorapları ve lastik ayakkabılarıyla genç görünme çabasında…
Küçükler büyük, büyükler küçük görünmek için yarışıyor adeta…
Kimseyi suçlamayalım;
Bu tablo bizim eserimiz…
İyi bir kalça sahibi olmanın, iyi bir kafa sahibi olmaktan daha fazla prim yaptığı bir ülkeden ne bekliyordunuz ki?
Kafasını çalıştıranların kafasını koparırken, kalçasını çalıştıranları baş tacı eden bir toplumda çocuklara nasıl “göğsünü değil, kütüphaneni büyüt” öğüdü verebiliriz ki?
Yasak çare değil… Beyin faaliyetine itibar kazandırmaya ve öncelikler konusunda top yekun bir hesaplaşmaya ihtiyacımız var.
Bu toplum nereye gidiyor sizce. .
CAN DUNDAR

“İyi bir kalça sahibi olmanın, iyi bir kafa sahibi olmaktan daha fazla prim yaptığı bir ülkeden ne bekliyordunuz ki?”
Can Dündar her zamanki gibi konuya noktayı koymuş bravo…
Ya bu ülke şöyle bu ülke böyle bu halk şöyle… çok klişe oldu. İyi bir kalça dünyanın hemen hemen her yerinde iyi bir kafa sahibi olmaktan fazla prim yapar. Dünyanın her yerinde fotomodeller TV aktörleri profesörlerden kat kat fazla kazanı…r. Kızımızın birisi lisans üstüne yüksek lisans yapar seminer seminer gezer diyelim kimya müh. olur ve en iyi ihtimalle 2 bin TL ye iş bulur bir diğeri ise sadece güzel vücudu var diye hiç okumadan onun on yıllık kazancını bir çekimde alabilir. Bu kapitalist sistemin insan (özellikle erkek) fizyolojisindeki cinsellik güdüsünü kullanma kadını meta olarak pazara sürme ve bunun da bedelini ödemesidir ve her yerde böyledir bunu bu ülke sorunu olarak sunmak olayı saptırmaktır Can Dündara yakışmıyor.
Bu tür yanlış yaklaşımlar asıl düşmanı asıl hedefi asıl çürüme nedenini saptırıyor. Şimdi bu cümleyi google da yazıp arattım onlarca yere taşınmış Can dündar ın bu cümlesi. yani yazık bu cümleyi ilk anda okuyup etkilenen doğru bulanlar var. cümle doğru ama başındaki bu ülke nitelemesi cümlenin nedenini tamamen saptırıyor. insanı yozlaştıran kapitalizme düşman olmak yerine kendi halkınıza soğumaya hatta öfkelenmeye hatta düşmanlaşmaya başlıyorsunuz. Bu durumda da halk kendine yakın bulduklarına doğru meyledip iktidara taşıyor.
..
(BİZ NEREYE GİDİYORUZ)
..
nereye gidiyor bu gençlik!
çaresiz biçimde sorduğumuz,
ve cevabının
bizleri korkuttuğu bir soru.
..
bana göre;
biz nereye gidiyorsak gençlerde oraya gitmekte
en basit mantık bu..
ama durumun bu noktaya gelmesinin en önemli nedeni
toplumumuzdaki
ROLLER KARMAŞASIdır.
..
gençlik nereye gidiyor şikayetini yapan
çevrede buna dahil birçok aile
şunu savunmakta..
..ben çocuğumla arkadaş gibiyim..
..ben çoçuğumla kardeş gibiyim..
…eğer ki ebeveyn,
çocuğuyla arkadaş,kardeş gibi olduğunda
haklı olarakta çocukta kendini
ebeveyn yerine koymakta ve ebeveynin haklarından,
yaptıklarından kendine pay çıkarmaktadır.
..”arkadaşım olan ebeveyn yapıyorsa, bende yapmalıyım”,
durumu ortaya çıkmaktadır.
..
işte bu çarpık sosyal yapıdan kurtulmak için;
..başta ebeveynler olmak üzere,
her birey sorumluluklarını,
farkındalıklarını gözden geçirmeli,
ve her şeyden önce ebeveyn,
yetişkin olma dersine iyi çalışmalıdır.
..,
ve sorulması gereken asıl soru:
“gençlik nereye gidiyor değil!”
..”EBEVEYNLER, GENÇLİĞİ NEREYE SÜRÜKLÜYOR”..şeklinde olmalıdır.
2 Eylül 2011 / Salih MALAKCIOĞLU